21.05.2016 Cumartesi Harmankaya Kanyonu,Bilecik
Saat: 05:30
Uyanmak istemiyorum ,ama söz verdim sabah kalkıp Berna’ya sandviç hazırlamasında yardım etmeliyim. Dün gece onun için geçen bol kahkahalı gece bana ızdıraptı,sabah huysuzum yok size sandviç diye söylene söylene kalktım.
Hızlıca sandviçleri el birliğiyle hazırlayıp yola düşüyoruz.
Saat: 06:30
Acıbadem Üniversitesi önünde gelecekleri bekliyoruz,neyse bu sefer hızlımıyız ne hemen yola çıkıyoruz.
Saat: 07:30
Metabolizmalar uyanıyor ee haliyle de acıkıyoruz,Kadir yola çıkarken termoslara çay demlediği için sıcak çayımızda var ,herşey harika.Sandviçler dolu dolu ,çayla birlikte enfes denilicek bir kahvaltı yapıyoruz.Araba giderken bunu yaptığımız için zamandan kazanıyoruz,ay gene harikayız.
Saat: 11:15
Bilecik,Yenipazar köyüne geldik.Köy daha uyanmamış,neyse ki köylerin en güzel yanı köy kahvesi ve kahve de çay içen köy amcaları.Değerli abimiz Osman Varolu bizi köyde karşılıyor.Köy kahvesinden çaylar ikram ediliyor,son alışverişler yapılıp kanyon girişine kadar Osman Abi eşliğinde gidiyoruz.
Saat:12:00
Kanyon girişinde giyinip hazırlanıyoruz,Su debisine bakıyoruz, hımmm güzel çok keyifli geçeceğe benziyor nidaları giriş fotoğrafları derken suya giriyoruz.
Bu sefer Kadir ve ben öncüyüz.Kadir bu kanyona hiç bu kadar su debisi yüksek girmemiş,onun için yeni keşif gibi oluyor,çok mutlu.
Arkasından ilerliyorum,benim arkamdan da kızlar ördek yavruları misali birbirimizi takip ediyoruz.Öncü olması hem çok keyifli,hem de biraz riskli.Su debisi çok yüksek,akıntı fazla bu yüzden dipteki taşlar çoğunlukla görünmüyor,hoş görünse de akıntı seni sürekli süreklemeye çalışıyor.
Evet geldik ilk atlama kısmına.Kadir atlıyor sıra bende.Beni tanıyanlar bilir,suyla aramı daha yeni düzeltiyorum,çavlanın ağzı kaynıyor uzağa atlamazsan seni sürekli döndürüyor ,ileri Kübra ileri derken tabiki hem göbekleme hem ileri ilk atlayışım fiyasko.Yüzmeye çalışıyorum yok bir santim ilerleyemiyorum,derken badim imdadıma yetişiyor ve beni çekiyor.Tamam diyorum bu ısınmaydı diğerlerini daha iyi yapacaksın,hadi aslanım.
Yürüyoruz,kayalara çarpıyoruz,düşüyoruz,yüzüyoruz ve ilerliyoruz.
Böylece ilk inişe geldik ,ama dur önce burdan tırmanıcaz,sonra yan geçiş yapıcaz ondan sonra istasyona varabiliyoruz.Eee tamam ozaman ekspresleri dağıtalım ve hemen yan geçişi yapalım (yan geçiş için ip vardı).
Bir taraftan istasyonu açıyoruz,bir taraftan ölçüm yapıyoruz.Birer birer inmeye başladık,iniş tatlı negatif herkes seri bir şekilde indik.
Akabinde hemen ikinci iniş geliyor,Kadir tabi daha önce bu inişten böyle bir su akışı olduğunu görmemiş ,minik şelale çılgın gibi akıyor.İstasyona ipi bağlayıp inişe başladı ,şelalenin altında küçük bir yer bulmuş ancak nefes alamamış ipten çıkınca da şelale suyu onu evirip çevirip,kendini ilerdeki kaya da bulunca dedi ki ipi toplayın,herkes atlayacak.
Atlamak için çıktım kaya ya tabi iyice uzunluk arttı,dedim yapamıcam ben bir inip insanları izliyeyim.Kadir ordan bağırıyor hadi atla başka şekilde iniş yok.Bir kaç kişi atlayınca baktım tamam geliyorum,hooop aşağıdayım.aaa çok zevkliydi,sular tabi yüzüm gözümde (lensler kaymamış ohh mis)
Benimle birlikte Berna’da bocaladı,o benim gibi kafasında çözemediği için en sona kaldı ve ip istedi.Sonradan anlattı kafasındaki iniş zipline gibi hemen kayarakmış ,ama tabi öyle olmadı ve oda şelalenin altına girdi,onun için çokta eğlenceli olmadı ama hem ona hemde bize iyi bir deneyim oldu.
Hemen Berna’nın moralini yükseltmeliyiz,yola devam.
Faaliyetler de yanımda suyumu eksik etmem,bol bol su içiyorum,aralar da sıvı mama(protein) içiyorum.Adrenalinden açlık falan da hissetmiyorum,ama almam gerektiğini biliyorum.Kanyonun ortasında bir yerler de bir kere mola verdik,kuruyemiş çikolata molası.Yola devam.
Bu kanyon da iniş sayısı az ,su debisi yüksek olduğundan çavlan sayısı fazla, bizi en zorlayan ve yoran çavlanlar oldu. İlk yaşadığımı ortada bir çavlanda gene yaşadım.Koştum atladım ,gene geri kaldım,çıkamıyorum,bu sefer Kadir’de yaklaşamıyor.Tek başımayım.Geri çekildi arkamdaki kayayı tekmeledim ve ileri atıldım.Oooo yee bundan da çıktım.
Hava karardı,büyük bir inişe geldik,yavaş yavaş yorulduk,yağmur başladı.Bir kaçımızın biraz bu noktada enerjisi düştü.Ama pes etmek yok ,hep beraber çıkacağız.Yağmur fazla yağar mı suyun debisini iyice yükseltir mi diye düşünürken neyse kısa sürdü ve durdu.
Tüm inişleri bitirdikten sonra bir insanlık dar kolidorlara geldik,işte eğlence kısmı burada.Biraz yorulduğum için hava da karardığı için artık bitsin dedim burda ve bıraktım kendimi kanala,su sizi sürekliyor,yol daralınca suyun akışı da hızlanınca off combo,kayaların içinde kimi zaman çarparak kimi zaman popomuzun üstünden çarpma etkisiyle zıplayarak göz açıp kapayıncaya kadar geçtik.

Saat: 20:35
Kara göründü.Şöför bizi düşünmüş hemen çıkışında bizi bekliyordu.Düşündüğümüz saatten bazı aksiliklerden dolayı biraz geç çıktık,ancak sağsalim tastamam çıkmıştık.
Hem çok eğlendiğimiz,hem çok şey öğrendiğimiz biraz eğitim kanyonun üst seviyesinde zorlayıcı ama kanyon gibi kanyon dedirten cinsten bir kanyon geçişi oldu.
Badi sisteminin kıymeti bu kanyonda bir kez daha hatırlandı,tekrar badim Kadir’e teşekkür ederim,yüzme konusunda benim gelişmem için herzaman desteğini eksik etmediği için ayrıca teşekkürler.
Katılan arkadaşlarımın gösterdiği performans,birliktelik,yardımlaşma hepsi harikaydı.
Biz biriz ,biz PAN’ız…
Kübra Uludağ

Kerem GÜNASLAN
21.05.2016 Harmankaya Kanyonu Geçişi ; Hava şartları nedeniyle ertelediğimiz kanyona nihayet gidiyorduk. Yolun uzaklığı ve kanyonun uzunluğundan sebep sabahın köründe başta Berna ve diğer arkadaşların emekleriyle hazırlanan sandviçlerle düştük yollara 🙂 Daha önce kanyonu tecrübe etmiş Uğur ve Kadir ‘in anlattıklarıyla’ ehh işte’ diyerek, çokta eğlenceli olmayacak bizi zorlamayacak öle laylaylom geçip bitireceğimiz bir kanyon diye düşünüyordum. Mermer ocaklarının katlettiği dağların manzarasını gördükçe sinirim bozuldu ve sanırım bu hızla giderse ne yazık ki bu kanyonları çocuklarımız göremeyecek 🙁 İlk olarak o şirin ve güleryüzlü halkı olan Yenipazar’a gidip kahvede çay içip sohbet ettik . Hafta içi yağan yağmurun suyun debisine ne yaptığını ve kanyona girilip girilmeyeceğine karar vermek için girişe geldik. O heybetli yarığı görünce Aklıma Yüzüklerin Efendisi’nde ki Arvinin suları yükseltip Kralları sular altında bıraktığı o sahne geldi ve heyecanım artmaya başladı,sanırım o kadar da kolay olmayacak 🙂 . Ve işte başlıyoruz, badi sistemi yapıldı son pekmezler içilip girildi kanyona… İlerledikçe kanyon daraldıkça su beni zorlamaya başladı. Sular, Kayalar,Çağlarlar, girdaplar,Şelaleler,ip tırmanışı,yan geçiş,20-25 metrelik inişler derken ne işimiz var lan burada diye sorarken yakaladım kendimi ama sonrasında 1 metre genişliğinde o koridorda sırt üstü yatmış suyun beni götürmesine karşı koymazken,havaya bakıp o 300-400 metrelik duvarların arasından gökyüzünü izlerken anladım,benim buradaki işim; Yaşadığımı anlamamdı. Küçük aksilikler kayalara vurulan ayaklar ve hafiften başlayan yağmurla birlikte acaba su daha da artar mı korkusu… Yok yok korkmaya gerek yok etrafında sana güven veren adamlar oldukça korkma 😉 Hava kararmaya yüz tutmuşken kanyondan çıktık yorulduk acıktık vücudumuzdaki yaraları morlukları yarıştırırken bulduk kendimizi…

Suyun debisinin yüksekliği Harmankaya’yı benim için eğitim kanyonu olmaktan çıkarıp zorlu bir oyun arkadaşı yapmıştı. İlk fırsatta tekrar görüşmek üzere heybetli kanyon 🙂 Sevdim seni 🙂