HİPOTERMi

37°C olması gereken normal vücut sıcaklığının, 35°C altına düşmesi halinde meydana gelen rahatsızlıktır. Vücut sıcaklığının düşme nedeni,  vücuttaki ısı üretiminin ısı kaybından daha  az olmasıdır.

  • Soğuk suda uzun süre kalma, rüzgar koridorlarında bekleme, ortam ısısının düşüklüğü, açlık, susuzluk, fiziksel ve mental zayıflık kanyonlarda hipoterminin oluşmasına sebebiyet verir. Sporcu, kanyon ortamıyla ısı alışverişine girer yani ortam sıcak ise vücut ısınır, soğuk ise üşür. Bu yüzden sulu kanyonlarda koruyucu olarak neopren (dalış) elbise giyilir. Neopren elbise olmadan bu sulara girilirse, vücut suya hızla ısısını verir, ısı kaybı başlar ve sıcak havalarda bile uzun süre suda kalındığında üşüme gerçekleşir. Fiziksel aktivitilerde üşüyen her sporcu, yaşayacağı hareket zorluğunun yanı sıra, iniş için beklerken  daha da üşüyecektir. Giyilecek neopren elbisenin kalınlığı bekleme süresi de düşünülerek seçmelidir.
  • Vücut ısısı, baş ile boyundan %70, bileklerden ise %10 kaybedilir. Vücutta genel ısı kaybı meydana geliyorsa, sinirler damarları bloke ederek kanı hayati olan iç organlara çeker. Kanyon ortamının ısısı -10°C altına düştüğünde ise soğuk, sinirlerin işlevini yitirmesine neden olur ve yüzeye giden kana izin verir. Bu aşamada kişi kendini ısınmış zanneder ve titreme kaybolur. Yüzeye gelen kan, kılcaldamarlar yoluyla hava ile daha fazla temas edeceğinden ısı kaybı daha fazla artar. Yüzeyde soğuyan kan, iç organlara geri döndüğünde onların da ısısını çalar. Bu döngü bir yerde engellenmezse eğer kişi komaya girip ölünceye kadar devam eder.
  • Hipotermi gelişimi sırasında kalp önce hızlı atar, zamanla yavaşlayarak vücuda yeteri kadar kan pompalayamamaya başlar.
  • Daha fazla kan gelmesi veya doğrudan soğuğa maruz kalma sonucu  böbrekler idrar oranını arttırır.
  • Merkezi sinir sistemi de etkilendiği için yürürken tökezleme, düzgün konuşamama gibi durumlar ortaya çıkar. 
  • Hipotermi, insanın verimli bir kan dolaşımı olmadan yaşama süresini (nörolojik bir zarar görmeden) arttırmasına rağmen, bu süre yaklaşık bir saatle kısıtlıdır.
  • Vücut sıcaklığı koltuk altından alınmalıdır ve şiddetli hipotermiye girmiş hastalar, kendi vücut ısılarını üretemez hale geldikleri için  bir dış ısı kaynağıyla ısıtılmalıdırlar. 
  • Teorik olarak en etkili ısıtma vücudun merkezini ısıtmaktır. Böylece ilk ısınan organlardan biri kalp olacak ve fibrilasyon (kasın düzensiz şekilde titremesi) önlenebilecektir fakat edinilen tecrübeler, kalbi düzenli çalışan kişiler için yüzeyden ısıtmanın da etkili olduğunu göstermiştir.
  • Ventriküler fibrilasyona (kalp ritmindeki düzensizlik ve ritim hızının yüksekliği, sıklıkla değişmesi) girmiş şiddetli hipotermik bir hasta 1 saat içinde hastaneye ulaştırılamıyorsa durumu oldukça ümitsizdir.  
  • Hipoterminin farkına varmanın yolu, hipotermi riskinin ve ne kadar hızlı oluşabileceğinin bilincinde olmaktır.
  • Hipotermi ile karşılaşabilme riski yüksek, soğuğun olumsuz etkilerine karşı hassasiyet gösteren rahatsızlıklar; şeker hastalıkları, hipotroid, alkolizm, beslenme bozukluğu ve antidepresan ilaç kullananımıdır.

Her kanyon sporcusu kendisinden olduğu kadar badisinden de sorumludur. Hipotermiye karşı dikkatli olunmalı, gözlenmeli ve “bana birşey olmaz” düşüncesi ile hareket edilmemelidir. Eğer çok fazla üşüyorsanız badinize ve sorumlu kişilere kesinlikle çekinmeden söyleyiniz çünkü kanyon içerisinde erken müdahale çok önemlidir.

Hipotermiye Karşı Sporcunun Alabileceği Önlemler

  • Kanyon içerisinde hareketsiz kalmamak.
  • Yüksek enerji veren bal, pekmez veya reçel gibi karbonhidratlı besinler tüketmek.
  • Bol sıvı tüketimi ve alkol kullanmamak.(Alkol kılcal damarların genişlemesine neden olup önce sıcaklık verse de, kanyon içersinde vücut soğuk ile karşılaştığında ısı kaybını arttıracağı için hipotermiyi kolaylaştırır.)
  • Kanyona girmeden önce büyük tuvalet ihtiyacı giderilmeli, küçük tuvalet ihtiyacı giderilmemelidir. (Geçiş esnasında idrar sayesinde ısı elde edilebilir.)
  • Uzun vadede fiziksel olarak antrenman yapmak ve mental açıdan hazırlanmak.

Hiptermiye Karşı Vücudun Aldığı Önlemler

Vücut ısı kaybını titreme ile dengelemeye çalışır. El ve ayaklardan kan dolaşımını azaltarak, iç organları korumak için kanı çeker.

Isı Kayıp ve Kazanım Mekanizması

Radyasyon 

Normal bir ısıda vücudun en çok ısı kaybettiği yol olan radyasyon, bir tür direkt enerji aktarımıdır. Çevre sıcaklığının tenin yüzey ısısından farklı olduğu durumlarda, vücut radyasyon yoluyla ısı kazanır ya da kaybeder. 

  • Isı kayıbı; ten, atmosfer ve diğer objelerin arasındaki ısı farkından oluşur. 
  • Dış çevre soğudukça, radyasyon yoluyla kaybedilen ısı da artar.
  • Sıcak havalarda, radyasyon yoluyla ısı kaybedilememesi sıcaktan kaynaklanan rahatsızlıklara sebep olabilir.
  • Giysilerin radyasyon yoluyla ısı kaybına etkisi çok azdır. Isı radyasyon yoluyla önce giysiye daha sonra da atmosfere geçer.
  • Radyasyon ısı kaybı, sadece çok soğuk havalarda (-29°C /-35°C) önem kazanır ve eğer giyim ya da diğer yollardan kaybedilen ısı azaltılırsa bu sıcaklıklardaki radyasyon ısı kaybı önemini yitirir. 

Buharlaşma 

Terleme çok soğuk havalarda bile az miktarda devam eder ve hissedilmez. Bu hissedilmeyen ter, tenimizin üzerinden buharlaşır ve her santimetreküpü, içinde 575 kaloriyi beraberinde götürür. Ayrıca nefes aldığımız havanın ısıtılması ve nemli hale getirilmesi için de ısı kaybedilir.

Normal sıcaklıklarda, vücut ısımızın %20 ile %30’u buharlaşma yoluyla atılır ve bu buharlaşmanın 2/3’ü de derimizde olur. 

Isı Yayımı (Konveksiyon)

Tenimize temas eden hava tenimizin sıcaklığı ile ısınır. Bu ısınmış hava, soğuk hava ile yer değiştirdiğinde  soğuk hava da tekrar ısınır. Havayı ısıtan enerji vücuttan geldiği için, hava değişimi gerçekleştikçe ısı kaybedilir. Konvektif ısı kaybı sürekli devam eden bir şeydir ama normal sıcaklıklarda bu kayıp önemsenmeyecek kadar küçüktür. Çok soğuk bir havada, havayı ısıtmak için daha fazla enerji gerekeceği için ısı kayıbı fazladır. En yüksek ısı kayıbı ise, havanın hafif bir esinti ile, tene temas eden sıcağı sürekli soğuğa dönüştürmesi ile olur.

Kondüksiyon

Vücudumuzdan daha soğuk  bir iletkene temas ettiğimiz zaman da ısı kaybederiz. Su iyi bir iletkendir ve sulu kanyonlarda hipotermi vakalarının çok sık karşılaşılan sebeplerinden biri;  kondüktif ısı kaybıdır.

Kondüktif ısı kayıbının tek başına hipotermiye sebep olduğu nadir görülür. Diğer ısı kayıplarıyla birleştiğinde hipotermi oluşturma riski daha yüksektir.

Vücudun Isı Kaybetme Yolları

Işıma

Farklı sıcaklıklardaki yüzeylerin elektromanyetik dalgalar aracılığı ile birbirlerine ısı transfer etmesidir. Vücuttan bu yolla transfer edilen ısı miktarını belirleyen faktörler, çevredeki soğuk yüzeylerin sıcaklık dereceleri ve vücudun bunları görüş açısıdır.

Işıma yolu ile ısı kaybı, toplam ısı kaybının % 55’ini oluşturur. 

İletim

Maddelerin doğrudan teması sonucunda, ısının moleküler seviyede transferidir. Etkileyen faktörler temas edilen yüzeyin sıcaklığı,  malzemelerin niteliği ve kalınlığıdır.

  • Vücut sıcaklığından daha soğuk maddeler Karabina, Atc, Sekizli, Ekspres, Jumar, Çekiç, Bolt Takımı vb teknik malzemelerdir.
  • Kayalara oturmak da iletim yolu ile ısıyı azaltır.
  • Su; ısıyı havadan 25 kat daha fazla ilettiği için, sulu kanyonlarda sürekli kayıp yaşanmaktadır.
  • İletim yolu ile ısı kaybı, toplam kaybın %15’ini oluşturur.

Taşınım

Vücudumuz sabit durumda katı bir cisimdir, daha soğuk ve akışkan olan rüzgar vücuttan ısıyı alıp götürür. Mümkün olduğu kadar kanyon içerisindeki rüzgar koridorlarından korunulmalı ve bu koridorlarda beklenmemelidir. Vücuda yaklaşan moleküller ısınır ve başka moleküllerle yer değiştirerek uzaklaşır.

Terleme

Fazla ısıyı atmak için vücudun suyu buharlaştırıp dışarı atmasıdır. Kontrol edilemeyecek derecede ısı kaybedilir. Terleme yolu ile ısı kaybı, toplam kaybın %25’ini oluşturur.

Solunum

Havanın akciğerlere girdiğinde ısınarak, dışarıya yüksek bir nem oranıyla atılmasıdır. Kontrol edilemeyecek derecede ısı kaybedilir. Toplam ısı kaybının %5’ini oluşturur.

Hipotermide Kesinlikle Yapılmaması Gerekenler

  • Kazazede hemen çok sıcak bir yere alınıp, birden ısıtılmamalıdır.
  • Doğrudan ateşe ya da herhangi bir ısı kaynağına maruz bırakılmamalıdır. Sıcak su doldurulmuş plastik şişe kullanılmamalıdır.
  • Kazazedenin vücudunda herhangi bir yer ovulmamalı ve masaj yapılmamalıdır.
  • Sigara ve alkolden uzak tutulmalıdır.
  • Bilinci açık değilse sıvı içirilmemelidir.
  • Bandaj yapılmamalı, cilde krem, merhem veya jel sürülmemelidir.
  • Tüm vücut aynı anda ısıtılmamalıdır.
  • Hipotermik kazazedenin olay yerinde tamamen ısıtılmasına çalışılmamalıdır. Tekrar tamamen ısıtmak, hastane ortamında bile güçtür ve kalp atışında ciddi boyutta bozukluklara neden olabilir. Bu bozuklukları olay yerinde kontrol altına alabilmek mümkün değildir.

Hafif Hipotermi

Sporcunun ısı kaybı başladığında vücudun standart ısı seviyesi düşer ve 32-37°C arasındadır.

  • 37-35°C arası üşüme hissi, titreme, deride hissizlik, el ve ayakların acıması, sayıklama, kas koordinasyon zayıflığı oluşacağı için ellerle hassas işleri yapmada zorlanma, böbreklere giden kan ve idrarda artış gerçekleşir.
  • 35-34°C arası akıl karışıklıkları, aşırı duyarlılık, kayıtsızlık, saçmalama, kişilik değişiklikleri, fiziksel güçsüzlük, kan basıncında yükselme, nabız ve solunumda hızlanma, konuşma ve düşünmede yavaşlama meydana gelir.
  • 34-32°C arası kas koordinasyonunda daha da  azalma, tek başına yürüyememe, ayakta durmakta güçlük çekme, tökezleme, ellerini kullanmakta zorlanma, hafıza kaybı, bir  şeylerin ters gittiğini reddetme, eller ve ayaklardaki acıma hissinde artış gerçekleşir. 

Hafif hipotermi belirtileri doğru müdehale ile giderilen sporcular tekrar soğuğa maruz kalırlarsa yeniden hipotermiye girmeleri kolaylaşacaktır.

Hafif Hipotermide İlk Yardım

  • Kazazede kuru bir yere getirilmeli ve hava koridorundan korunmalıdır.
  • Kazazede  yatar pozisyonda tutulmalıdır.
  • Neopren (Dalış) elbiseleri ile iç çamaşıları çıkarılmalı ve kurulanmalıdır. 
  • Yüzük, saat, künye, kolye ve piercing gibi takılar çıkarılmalıdır.
  • Üst üste kuru giysiler giydirilmeli, baş ve boyun bölgesi iyice kapatılmalıdır.
  • Termal battaniye ile sarılmalıdır.
  • Ilık ve tatlı içecekler yudum yudum içirilmelidir.
  • Karın, göğüs, boyun, koltuk altları ve kasıklar ısıtılmaya çalışılmalıdır.
  • Hareket ettirmeye çalışılmalıdır.

Şiddetli Hipotermi

Sporcunun vücut sıcaklığı 32°C altına düştüğünde meydana gelir. Şiddetli hipoterminin gerçekleşip gerçekleşmediğine,  vucüt sıcaklığından çok fiziksel ve ruhsal durumunu dikkate alarak karar vermek daha doğru olabilir.

  • 32-30°C arası titremede yavaşlama daha sonra durma, , kas koordinasyon kaybı ve kaslardaki sertleşmeden ötürü yürüyememe, ayakta duramama, tutarsızlık, beyinsel fonksiyonlarda kötüleşme, soğuğa karşı korunma ihtiyacı duymama ve mantıksız davranışlar gerçekleşir.
  • 30-28°C arası kaslarda şiddetli sertleşme, yarı baygınlık, göz bebeklerinde büyüme, kalp atışları ile solunumda belirsizlik, bilinç kaybı sırasında hissettiği sıcaklıktan ötürü üzerindeki her şeyden kurtulma ihtiyacı ve kan basıncında düşme meydana gelir.
  • 28-20°C arası tam bilinç kaybı, baygınlık ve her hangi bir uyarıya tepkisiz durumdadır.
  • 20°C civarlarında kalp donmadan dolayı durur ve ölüm gerçekleşir.

Hipotermik sporcular, yaşıyor oldukları halde ölüm halinin tüm belirtilerini gösterebilirler. Ölümün gerçekleşip gerçekleşmediğini anlayabilmek için önce sporcuyu ısıtmamız gerekmektedir. İlk anda öldüğü sanılan birçok hasta, hastanede vücut ısıları normale döndükten sonra hayata dönmüştür.

Şiddetli Hipotermide İlk Yardım

  • Kazazede mümkün olduğu kadar hareket ettirilmemelidir.
  • Kazazedenin ABC’si (hava yolu açıklığının değerlendirilmesi, solunum (bak-dinle-hisset) ve dolaşımın sağlanması) kontrol edilmelidir.
  • Hava yolları kontrol edilmeli gerekirse suni solunum yapılmalı fakat kalp masajı yapılmamalıdır.
  • Uzuvlara bakılarak frozbit (donma) olup olmadığı tespit edilmelidir. 
  • Kazazedelerin neredeyse hepsi dehidredirler (susuz kalma) ve serum takılmalıdır.
  • Kazazede bu devrede dış ısı kaynaklarıyla ısıtılabilir.
  • Hipotermik bir kalp, ventriküler fibrilasyona (kalp ritmindeki düzensizlik ile hızının yüksek ve sıklıkla değişmesi) aşırı derecede yatkındır. Kazazede mümkün olduğunca ısıtılıp, kanyondan çıkartılarak  hastaneye götürülmelidir.

 

DEHİDRASYON

Kanyon içerisinde sürekli hareket halinde olunduğu ve zorluk derecesi yüksek yerlerden geçilirken adrenalin salgılandığı için vücudumuzun su kaybetmesi olağandır. 

Vücudun %60’ı sudur ve yaşamımız için önemi çok büyüktür. İnsan vücudu normal fonksiyonlarını gerçekleştirebilmek için suya ihtiyaç duyar. Vücudunuz aldığınız sıvı miktarından daha fazlasını kaybederse dehidratasyon ortaya çıkar. En basit tanımı; vücudun sıvı kaybetmesidir. İnsan vücudu susuz kaldığında, kullanılabilir suyu yeniden dağıtır ve düzenler.

  • Şiddetli dehidratasyon sırasında vücutta oluşabilecek rahatsızlıklardan biri, kalbe kan pompalanması esnasında gerçekleşir. Kalp damar sistemi kapalı bir sistem olmakla beraber kalp hücrelere kanı ve kandaki besin maddelerini ulaştırabilmek için belirli bir basınçta kanı pompalamaktadır. Vücut dehidrasyona girdiğinde, kandaki çözücü madde olan su azalır ve bu kanın hacmen azalması anlamına gelmektedir. Esnek olan kan damarları, damarlarda boşluk kalmaması için vücudun kendini korumaya almasını sağlar ve damarları daraltır. Eğer damarlarda boşluk kalacak olursa kan gazları bu boşlukları dolduracak ve damarların içinde hava kabarcıkları dolaşacaktır ki bu durum ölümcül sonuçlar doğuracaktır.
  • Kan damarlarının daralması neticesinde kalp hücrelere kanı ulaştırabilmek için daha yüksek basınçta kan pompalamak zorunda kaldığı için hipertansiyon da ortaya çıkabilmektedir.
  • Dehidratasyon’un neden olduğu diğer bir rahatsızlık ise, akciğerde meydana gelir. Su alımını arttırmak için susamayla beraber susuz kalmış vücutta kullanılabilir suyun dağıtımı başlar. Her nefes verişimizde, akciğerlerimizden verdiğimiz hava ile birlikte vücut su kaybetmektedir. Akciğerlerdeki hava keseciklerinin duvarları çok incedir ve nemli kalabilmek için her zaman suya ihtiyaç duymaktadırlar. Dehidratasyona giren vücutta, akciğerlerdeki hava kanalları daralarak su kaybını engellemeye çalışmakta (bu daralma vücudun kendini koruma işlevidir) ve sonrasında astım rahatsızlığı gelişebilmektedir.

Hipotonik Dehidratasyon

Tuz kaybı su kaybından fazladır. Kaybedilen sıvının birleşimi (yani tuz veya su oranı) çeşitli hastalıklara göre değişir.

Hipertonik Dehidratasyon

Su kaybı tuz kaybından fazladır.

İisotonik Dehidratasyon

Her ikisinin de eşit miktarda kaybedilmesidir.

Dehidrasyona neden olan durumlar nelerdir?

  • Urinasyon (İdrar çıkarma)
  • Kusma veya diyare (ishal)
  • Terleme
  • Solunum özellikle hızlı hızlı nefes alıp verme
  • Sıcak veya nemli havalarda aşırı yorulmak
  • Ateş

Dehidrasyon belirtileri nelerdir?

  • Susuzluk
  • Kuru ve sıcak ten
  • Az miktarda koyu sarı idrar
  • Halsizlik
  • Baş ağrısı
  • Enerji azlığı
  • Yoğun tükürük salgısıyla beraber, ağızda ve dilde kuruluk
  • Gözyaşının çok az olması veya hiç olmaması

Dehidrasyon en çok kimlerde görülmektedir?

  • Ateşi olan kişiler
  • Sıcak havalarda dışarıda bulunan kişiler
  • Kan şekerinin yüksek olması sebebiyle çok fazla idrar yapan diyabet hastaları
  • Yaşlılar

Dehidrasyon nasıl önlenir?

Hafif ve orta şiddetteki dehidratasyonlarda genellikle daha fazla sıvı içerek durum düzeltilebilir ama ciddi dehidratasyon durumlarında acil tıbbi tedaviye ihtiyaç duyulur. Aslında en uygun yaklaşım dehidratasyonu meydana gelmeden önlemektir.

  • Sıcak havalarda, hastalık veya egzersiz sırasında sıvı kaybına dikkat edilmeli ve kaybedilen sıvıları tekrar almak için yeterli miktarda sıvı tüketilmelidir.
  • Günde kilogram başına 30-35 ml su içilmesi gerekmektedir.

Unutulmaması gereken diğer bir husus da, çeşitli sosyal alışkanlıklar neticesinde sürekli içtiğimiz çay, kahve, gazlı içecekler vücutta diüretik etki göstermekte, yani içtiğiniz hacmin 2-3 katı
kadar vücuda su kaybettirmektedirler. Bu tip içecekler içmeye devam ettiğimizde su tüketimimizi artırmamız gerekmektedir.