SU BULMAK

Hayatta kalma mücadelesinde su kadar önemli başka bir şey yoktur.Vücudumuzun % 70 sudur. Bir insanın düzenli ve vücudunun ihtiyacı olan miktarda su almaz ise, o insanın hızlı hareket etmesini ve istediğiniz performansı sergilemesini bekleyemezsiniz. Bir insanın iklime, doğada gerçekleştirdiği aktiviteye ve bulunduğu ortam ısısına bağlı olarak her gün minimum 2.5 lt su içmesi gerekmektedir. İçtiğimiz su dışkı, idrar, ve akciğerlerden çıkan nem sonucu vücuttan dışarı atılır. Her gün dışarı atılan bu su mitarını tekrar kazanmak zorundayız. Yemek yemeden bitkin vaziyette 30 gün dayanılabilse de su içmeden( ortama bağlı olarak) ancak 7- 10 gün dayanılabilir ve bu süre sonunda ölüm kaçınılmazdır. Su temin edinceye kadar (mevcut suyu korumak için) aşağıda sıralanan önerileri uygulamalısınız.

1. Su kaybını önlemek ve güneşten yanmamak için vücudu ve derimizi örtmemiz gerekmektedir.

2. Günün en sıcak saatlerinde aşırı çalışmadan kaçının. Yürümeniz zorunlu ise bunu acele etmeden yapın.

3. Suyunuz yoksa yemek yemeyin. Konuşarak ağzınızın ve boğazınızın kurumasına neden olacağınızdan bundan sakının.

4. Mevcut suyunuzu akşam serinliğinde veya gece, küçük yudumlarla için.

5. Çevrenizde deniz suyu veya içilmez su varsa elbiselerinizi ıslatın. Bu işlem sizi serin tutar ve terlemenizi engeller.

6. Alkol ve sigara kullanmayın.

Doğal ortamda, gerçekleştireceğiniz tüm eylemlerde uzun süre dayanıklı olabilmeniz tamamen suyun olmasına bağlıdır. Planlarınızı su temini üzerine yapmalısınız. Suyu temin ettikten sonra diğer konulara başlayın. Dikkat edeceğiniz önemli bir husus da susuz kalmamak için kesinlikle durgun ve pis yüzey sularını arındırmadan içmemektir. Bu sular sizde hastalık yapacak bakterileri ihtiva eder. Asla sağlığınızı tehlikeye atmayın. Susuzluk hızlı bir ölüm ise, pis suları içmek yavaş bir ölümdür. Bulabildiğiniz tek su kaynağı pis su ise, ne kadar susuz dahi olsanız filitre etmeden ve arındırmadan içmeyiniz.

image003

Suyu Arıtmak

İlk işlemimizde suyu arıtmak için şekilde görüldüğü gibi bir düzenek hazırlamamız gerekmektedir. Bu işlem ile suyun içindeki çamuru,yaprakları ve diğer pislikleri uzaklaştıracağız. Şekilde bir kolu bağlanmış bir giysi görülmektedir. Bunun yerine bir çorap veya elbise parçasıda olabilir. Bu giysi içine kum ve ot koymamız kafidir. Bulabilirsek içine konan yanmış odun kömürü su içindeki kokuyu alır. Süzülen suyu en az beş dakika kaynatmamız gerekmektedir. Bu işlem sırasında mevcut kabımız yok ise, bu iş için bir ağaç parçasının içini yakıp oyduğumuz yeri bir kap gibi kullanabiliriz. Daha sonra ateşte ısıtılan temiz taşları, ağaç kap içindeki su içine koyarak suyu kaynatabiliriz. Bu işlemde soğuyan taşlar tekrar ateşe konarak su kaynayana kadar işleme devam edebiliriz. Aynı iş için şekil verilmiş ve güneşte kurutulmuş kil kap da kullanılabilir. Kaynama süresi, suyun kaynama noktasına ulaştığı andan itibaren beş dakikadır.

Suyu Nereden Bulabiliriz ?

Pek çok yerde yüzey suyu bulmak mümkün değildir. Doğada su ararken memeli hayvanlara ve kuşlara dikkat etmemiz gerekir. Bu hayvanların çoğu bizler gibi her gün su içmek zorundadırlar. Vahşi hayvanların ayak izlerinin yoğunlaşması suya giden hayvanları işaret edebilir. Genellikle düz araziden yükselen kayalık tepelerin yamaçları su bulma ihtimalini artırır. Bu gibi yerlerde bulunan yeşil bitkiler suyun varlığını gösterebilir. Yoğun yeşil bitkilerin dibinde nemli toprak varsa uygun yeri kazdığımızda suya ulaşabiliriz. Kazdığımız yerden su çıktığı taktirde ilk bulanık suyun atılmasından sonra gelen su temiz olacaktır.

1. Sabahları güneş doğmadan çimenler üzerinde biriken çiğ damlaları ince bir bez vasıtası ile toplanarak ve bez yeterince ıslandığında bir kaba sıkılarak gerekli su temin edilebilir.

2. Çok kuru ve sıcak iklimlerde bile yeşil vadilerde ağaçların altındaki toprak ve dere yataklarındaki toprak kazıldığında ıslak toprak bulunabilir. Islak toprak bir bez torbaya (çorabınız olabilir) doldurulup sıkıldığında azda olsa su elde edilebilir. Özellikle kamp yapacak ve düzenek kuracak vakit olmadığında bu yöntemler hayat kurtarıcı olabilir.

3. Doğada dar ve güneş almayan derin kaya yarıklarının içinde su bulunabilir.

4. Kurumuş görünen dere yataklarının zemininde kum altında su olabilir. Dere yatağının bir engel veya bir kaya ile karşılaştığı bölümün ön tarafı kazılarak su bulunabilir.

5. Tam tersine arazi çok ıslak ve bulunduğumuz yer bataklık ise, suyun biraz ötesine kazacağımız çukura dolan su ilk başta bulanık olabilir. Beklediğimizde su berraklaşacaktır.

6. Deniz kıyısında ve geniş bir kumsalda isek, denizden karaya doğru en az 100 metre ileride kumu kazdığımızda az tuzlu ama içilebilir su buluruz.

7. Eğer deniz kenarında ve elimizde su kaynatacak bir kap var ise, şekilde görüldüğü gibi bir düzenek hazırlanır. Kabın üstüne konan kumaş parçası buhardan ıslandıkça sıkılarak su temin edilir.

8. Deniz kıyısında ve elimizde büyük naylon torba varsa, deniz suyunu kaynatarak buhardan su elde eden bir imbik yapabiliriz. Tencereden çıkan buhar, naylon torba içinde yoğunlaşarak su haline gelecek ve içeri kıvırdığımız naylon torbanın kenarında birikecektir.

 

9. Kar olan bir ortamda ise, hazırladığımız düzenekteki bezin içine doldurduğumuz kar; aynı zamanda ısınmak için yaktığımız ateşin ısısı ile eriyerek alttaki kaba toplanmaktadır.

10. Yenen kar, aksine susuzluğa neden olur. Bunun için karı elimizde sıkıp eriyen kar suyunu içmemiz gerekir.

11. Bir bitkinin yaprakları üzerine geçirilen torba içinde, yapraklardan çıkan nem yoğunlaşarak torbada toplanır.

12. Bir bitkinin üzerine geçirilen torba içinde, yapraklardan ve zeminden çıkan nem yoğunlaşarak kenarda toplanır.

Su İmbiği

Su imbiği, en kurak ortamlarda bile çalışan bir sistemdir.Bu sistem için 180×180 plastik örtü, bir kap ve ince hortum gereklidir. Ağız genişliği 100 cm ve derinliği 70 cm olan bir çukur kazılır. Çukur dibine bir kova yerleştirilir ve bu kovanın içinden gelen yaklaşık 150 cm plastik borunun ucu çukur dışına alınır. Bu çukurun üstüne dibe kadar inen bir naylon örtü serilir. Çukurun kenarında naylon örtünün üzerine toprak yığılır. Naylon örtünün su kabının tam üstüne gelen kısmına bir taş konur. Güneş doğduğunda hava ısınırken, henüz serin olan topraktan çıkan buhar naylonun altında damlalaşır. Su damlaları büyüdükçe aşağı kayıp kaba damlarlar. Geceleyin hava soğurken henüz sıcak olan zeminden çıkan buhar yoğunlaşarak kaba damlar. Böylece gündüz ve gece su toplama imkanı olur.Geceleri gündüze göre daha az su birikir. Biriken su plastik borudan emilerek alınır. Plastik borunun amacı düzeneği bozmadan sürekli su almak içindir.

ATEŞ YAKMAK

Doğadaki yaşam mücadelesinde sudan sonra en gerekli olan şey ateştir. Ateş sayesinde ısınırız, yemek pişiririz, gece güvenlik sağlarız, suyu mikroplardan temizleriz ve yerimizi belli etmek için kullanırız.

Ateş Nasıl Yakılır ? 

Ateşin oluşabilmesi için kıvılcım veya çok yoğun ısı ile birlikte bunların hemen tutuşturulabileceği kav denilen malzemeye ihtiyacımız vardır. Ateşin yakılmasında iyi havanın önemi inkar edilemez. Tabiattan ateş yakabilmemiz için gereken malzemeleri kolaylıkla bulabiliriz.

Kav

Bir kıvılcımla dahi kolayca tutuşabilecek malzemedir. Hafif , gevşek ve kuru ağaç kabukları, kuru otlardan ince ve küçük parçalar, kuru yosunlar, küçük kuş yuvalarındaki tüyler ve çeşitli kuru bitki lifleri kav için idealdir. Kav bulamadığımız taktirde kuru pamuklu giysilerimizi ince liflere ayırarak elde edeceğimiz pamuk yığını iyi bir kavdır. Kuru gazete kağıdı lifleride bir kavdır. Benzin, fişek veya mermi mühimmatı da dikkatli kullanılırsa iyi birer tutuşturucudur.

Çeşitli kav tipleri:

1. Kuru otlar

2. Kuru yapraklar

3. Kuru ağaç kabukları

4. Kuru yosunlar

Kuru mantarların dış kabukları atıldıktan sonra içteki destek lifleri kav için kullanılır. Kuru otlardan hazırlanmış yığındaki lifler çok çabuk ateş alabilir. Yağışlı havalarda ağaç kabuklarının içi, ölü ağaç gövdelerinin içi iyi kavdır. Kuru ve ölü yusunlar iyi kavdır, en iyi yosunları ağaç gövdeleri üzerinde bulabilirsiniz. Kuru yapraklar bütün veya parçalanmış olarak kullanılabilir. Buna benzer yapraklara rasladığınızda varsa naylon torbaya koyarak yanınızda bulundurun.

Kavın Tutuşturulması

1. Hazırladığımız kavı eğer elimizde bir parça çelik(cep çakısı gibi) var ise doğada sık bulunan çakmaktaşına vurarak çıkan kıvılcımla tutuşturabiliriz. Bu kıvılcımla en iyi pamuk tutuşmaktadır. Hafif yanmayı yavaş üfleyerek desteklemek gerekir.

2. Fotoğraf makinası veya bir dürbünden sökebileceğimiz ince kenarlı bir mercek ile güneş ışınlarını kav üzerinde odaklayarak kavı tutuşturabiliriz. Hafif yanmayı yavaş üfleyerek desteklemek gerekir.

3. Elimizde bir akü var ise, kablolarını birbirine değdirerek elde ettiğimiz kıvılcım ile kavı(eğer benzini tutuşturmak istiyorsanız çok dikkatli olun ve çok az miktar kullanın) tutuşturabiliriz.

 

4. Ağaçtan imal ettiğimiz yay ve matkap kullanarak kavı tutuşturabiliriz.

Yukardaki şekilde olduğu gibi bir yay, bir ağaç çubuk, avucumuzu korumak için bir matkap başı ve bir ateş tahtası hazırlanacaktır. Ateş tahtası ve matkap kavak türü bir ağaçtan olması tercih edilir. Ateş tahtası 5cm kalınlığında, matkap tahtası 30-40 cm uzunluğunda , yay 75 cm uzunlukta ve 2 cm kalınlığında olmalıdır. Matkap çubuğu, matkap başı içinde en az sürtünme ile dönmeli ve bu yer yağlanmalıdır.

Her iki ağacın da kuru olması ve ölü ağaçlardan alınması gerekir. Ateş tahtası üzerinde yapılan V şeklindeki çentik en önemli noktadır. Bu çentiğin matkap ucunun temas ettiği noktanın merkezine kadar açılmış olması gerekir.

En pratik duruş, sağ dizimizi yere koyarken sol ayağımızın ucu ile ateş tahtasının hareket etmesini önlemek için aldığımız pozisyondur. Sol elimizin avucu içindeki matkap başı ile matkap çubuğunu ateş tahtası içindeki kertiğe bastırırız. Sağ elimizde olan ve matkap çubuğunun üstüne bir kere dolanmış yayı ileri geri hareket ettiririz.

Yayı sanki testere ile tahta keser gibi ileri geri hareket ettirin. Tahta yeterince ısındığında duman çıkmaya başlıyacaktır. Döndürmeyi hızlandırdığımızda sol elimizle matkap üzerindeki basıncı artırmalıyız. Daha çok duman çıkmaya başlarken, ateş tahtası altına koyduğumuz ince plaka üstüne siyah renkli toz dökülmeye başlıyacaktır. Bu yığın yeterli miktara ulaştığında delgi ve tahtayı ince plaka üzerinden kaldırıp,bu siyah yığını elimizle yavaşça yellemeliyiz.

Bu yığında kıvılcım varsa yığın hemen kızarıp, parlayacaktır. Bu yığını çok çabuk kav üzerine dağıtmadan yerleştirmeliyiz. Üflemeye başladığımızda bu kıvılcım kavı alevlendirecektir.

Odun Çeşitleri

Ateşi yakarken seçeceğimiz odun çeşiti önemlidir. Yumuşak odunlar örneğin; köknar, elma, çoban püskülü çabuk yanarlar ve iyi ısı verirler. Bunları ateşi geliştirirken kullanmak gerekir. Pişirme yaparken veya uzun süreli ateş gerektiğinde sert odunlar lazımdır.Bunlar yavaş yanarlar ve dayanıklıdırlar. Kayın, huş ağacı ve meşe bu cins sert odunlu ağaçlardır. Odun bulamadığımız durumlarda kurumuş hayvan pislikleri, kuru deniz yosunları, kuru likenler, kuru torba yığınları acil yakıt gereksinimizi karşılar.

Ateşi Yakarken Kullanılacak Malzeme ve Sırası

Ateşi yakarken öncelikle kavdan başlarız. Kav iyice tutuştuğunda üstüne ölü yapraklar, yaprak sapları ve çok ince dal parçaları koyarız. Bunlar tutuştuğunda ateşi çöktürmeden üstüne kızılderili çadırı şeklinde küçük dal parçaları yerleştiririz. Bunlar yanarken ana yakıtımız olan kuru kalın dalları koyarız. Eğer ateş sabaha kadar muhafaza edilecek ise kalın kütüğü ucundan ateşe yerleştiririz.

İlk olarak kav konur.

Çıra olarak ölü yapraklar,çok ince dallar ile küçük dallar konur.

Orta kalınlıkta olan dallar.

Ana yakıtımız olan dallar

Gece ateşi için kütükler.

Ateş Yakma Yerinin Düzenlenmesi

Ateş yakılacak yer her türlü kuru yaprak, dal gibi yanacak maddelerden temizlenmelidir. Eğer zemin kuru otla kaplı ise zemine açılan çukur içinde ve çevresi taşla kapatılarak ateş yakılmalıdır. Emniyet açısından ateşin çevresindeki en az 1 metrelik alanda yanacak hiçbir şey olmamalıdır. Hava rüzgarlı ise yer seçilirken ateşin sıçramaması için tedbir alınmalıdır.

Eğer zeminde su, buz ve kar varsa kalın dallardan hazırlanan platform üzerinde ateşinizi kurun. Ateşinizi her zaman ihtiyacınıza göre hazırlayın. Basit birşey için büyük ateş yakarak odununuzu israf etmeyin.

Ateşinizin etrafa sıçramasını engellemek için taşlarla etrafını çevirebilirsiniz. Bu taşları hiçbir zaman dere yataklarından almayın. Bu taşların içlerine su sızmış olabilir. Oluşan buhar nedeniyle bu taşlar patlayabilirler.

Kayalardan yapacağınız bir koruma duvarı, ateşinizin rüzgarda hızla yanmasını ve odun stoğunuzun azalmasını engeller. Ateşin ısısının size daha iyi yansımasını sağlar. Bu kaya duvarının boşluklarını çamurla kapayabilirsiniz.

Ateşin Kurulması

Ateş yakacağımız zemin çimle kaplı ise, ateş yakılacak alanı bir kürek ucunun dört parmak derinliğinde saplayarak işaretleyin. Zemini üç parmak derinliğinde işaretleyerek çimeni toprağı ile birlikte halı gibi kaldırıp hava sıcak ise gölge bir yere koyun. Kamp bittiğinde ateş yakılan yeri düzenleyerek çıkardığınız çim halıyı tekrar eski yerine yerleştirin. Hava sıcaksa ve mümkün ise bu çimi ve toprağı ıslatarak bırakın.

KULLANDIĞINIZ ALANI DAİMA BULDUĞUNUZ GİBİ VE TEMİZ BIRAKARAK TERKEDİN!

Ateşinizin tek bir kibritle sorunsuz yanmasını isterseniz, ateşinizi kurallara uygun kurmalısınız. Ateşi daima küçük hazırlayıp denetiminiz altında büyütün. Büyük kurulan ateşin sorunlarını çözmek, küçük ateşe göre her zaman daha zordur. Ateşinizi yaktıktan sonra,ateş toparlandıkça odun koyun. Çıkan ısının diğer odunları kurutup tutuşturacağını unutmayın. Ateş kuvvetlendikçe yanabilecek kadar kalın dalları seçin. Daima en inceden yavaş yavaş kalın dallara geçiş yapın. Ateşin içine erken atılmış yanmamakta direnen kalın dallar var ise zorlamayın; bu dalları ateşin kenarına alıp daha ince dallarla ateşi takviye edin. Ortam ıslak ise ateşin yanına odun koyarak kurumalarını sağlayın. Hiçbir zaman yaş ağaç dalı kullanmayın. Hem yakmakta zorlanırsınız, hem de dumandan duramazsınız. Ağaçlık ve çalılık bölgede çevrenize dikkatli baktığınızda, daha önce önemsemediğiniz yüzlerce küçük dal parçacıklarının olduğunu göreceksiniz. İlk yanmadan sonra bunları kullanın. Bunlar hem kuru hem de yanmak için yeterince küçüktürler.

Tepe Tarzı Ateş Hazırlama Tekniği

Kızılderili çadırı şeklinde kurulan ateş yakma tekniğidir. Kav ile tutuşturulan ince dalların alevinin daha kalın dalları tutuşturmasını sağlayan bu teknikte, ateşin yanıp kendi üzerine çökerek, kendini söndürmesini de engeller.

İnce dallardan kızılderili çadırı şeklinde iskelet hazırlanır.

Bu yapı daha kalınca dallarla desteklenir.

Daha kalın dallar konur.

Ön tarafta bir açıklık bırakılır. Bu açıklıktan kavı yerleştirilir ve tutuşturulur.

Öndeki açıklıktan ince dallar ile kavın yanması sürekli desteklenir.

Ateşin Söndürülmesi

Yakılan her ateşin dikkatlice söndürülmesi gerekir. Söndürme işini toprak, su, ve karla yapabiliriz. Ateşi toprak ile söndürdüğümüzde içte yanan kısmın kalmadığından emin olun. Ateşi hiçbir zaman kendi halinde sönmesi için bırakmayınız.

ATEŞİ YANAR VAZİYETTE BIRAKMAYIN !

Çeşitli Yansıtıcılar

Yapacağımız bu reflektör-yansıtıcı bizi rüzgardan korur. Aynı zamanda ateşin ısısını bize yansıtır.

BARINAK YAPMAK

Doğada yaşam mücadelesinde insanın yağmurdan, kardan, rüzgardan ve güneşten korunarak dinlenmesi gereklidir. Fiziksel iyi bir dinlenme, ruhsal yapımızı da olumlu etkileyecek ve moralimizi yükseltecektir. Bulunduğumuz çevre ve iklime göre içine girip korunacak bir barınağı inşa etmeyi öğrenmemiz gerekir. Barınağı, hangi etkenlerden korunmak istiyor isek ve kalacağımız süre ne kadar ise ona göre hazırlamalıyız. Barınağı hazırlamak için bulunduğumuz ortamdaki metaryellerde çok önemlidir. Sonunda barınak bu metaryallerle inşa edilecektir.

Öncelikle çevremizi dikkatle gözden geçirmeliyiz. Bulabileceğimiz bir mağara, terkedilmiş bir kulübe, doğal bir barınak bizi büyük bir enerji kaybından kurtaracak ve zaman kazandıracaktır. Hazır bir barınak bulamaz isek, kuracağımız yeri iyi seçmeliyiz. Bu yer rüzgarın estiği tepe üstü veya derin vadilerde kanal gibi esen tabanlardan uzak olmalıdır. Rüzgarlardan korunabileceğimiz kuytu bir yer seçmeliyiz. Barınağımızın girişi rüzgar yönünde olmamalıdır. Bu mümkün değilse kaya ve toprak yığını, kar duvarı, buz parçaları veya çalı çırpı ile inşa edilecek bir duvar aracılığıyla rüzgar engellenmelidir. Bu rüzgar engeli, barınağımızın kolay ısınmasını sağlayacaktır. Barınak mümkün olduğu kadar basit fakat en iyi konforu verecek bir yapıda olmalıdır.

Resimde doğal bir oyuk ve rüzgardan korunmak için yapılan bir duvar görülmektedir.

Barınağı inşa ederken şu kural unutulmamalıdır: Hava sıcak veya soğuk olsun vücudumuz yattığımızda zemin ile temas etmemelidir. Isınmış bir zemin vücudumuzun su kaybına yol açacaktır. Soğuk bir zemin ise vücudun ısı kaybetmesine yol açar. Hazırlayacağımız basit bir yer yatağı ihtiyacımızı görecektir. Kuru otlardan, taze çam dallarından hazırlayacağımız bir yatak vücudun dinlenmesini kolaylaştıracaktır. Yatağı boyumuzdan biraz uzun, 90 cm eninde ve 30 cm yüksekliğinde hazırlamalıyız. Yattığımızda rahatsız eden dallar var ise ayarlayarak en uygun şekli bulmalıyız. Yattıkça dallar ezileceğinden iki günde bir yeni dallar ile yatak takviye edilmelidir.

Çam yaprak ve dallarından yapılan kamp yatağı ve basit bir barınak.

Eğrelti otu ve kuru otlardan yapılan şilte.

Eğik Damlı Barınak

Ağaçlık alanlarda rahatça inşa edebileceğimiz ve araları 2.5 m’yi geçmeyen iki ağacın çatallarından yararlanarak barınağı yapabiliriz. Uygun ağaç bulamadığımız taktirde yere tutturacağımız 3 direk ile de bu barınak inşa edilebilir. Zemine 45 derece açıyla konan ana dalların çatallarına, yere paralel dallar yerleştiririz. Alttan döşenmeye başlanan dalların bir üst sırasındaki dallar alttakilerin üstüne konur. 45 derecelik eğim suyun akmasına yeterlidir. Akan suyun barınağa girmesine engel olmak için barınağı çevreleyen, dal veya kaya parçası ile kazılan 4 parmak derinliğinde bir drenaj kanalı yapılmalıdır.

Dalların kiremit gibi yerleştirilmesi

Uygun ağaç bulamaz isek aşağıdaki gibi barınaklar inşa edilebilir.

Çeşitli eğik damlı barınak yapımı.

Kubbe Şeklinde Barınak

Çevremizde barınak için ağaç bulamadığımız taktirde, ince sazlardan, kısa boylu ağaççıklardan aşağıdaki gibi kubbe tarzında barınak inşa edebiliriz. Bunun için yere 2 m çapında bir daire çizeriz. Bu dairenin kenarlarına kalın uçları toprağa sokulan ince dalları yerleştiririz. Dalların ince uçları kubbenin tepesinde karşılıklı bağlanmalıdır. Önde giriş için, tepedede ateş dumanının çıkışı için açıklık bırakırız. Yan duvarları ince dallar ile sepet gibi öreriz. Kubbenin üstü ot, saz, dal ve çamur ile kapatılır. Otlarla kapatılırken alttan başlıyarak yukarı çıkılmalıdır. Her ot-saz katı altakinin üstüne konmalıdır.

Ağaç Altı Barınaklar

Barınak inşa edecek zaman ve enerji olmadığı taktirde nispeten kolay yapılabilecek barınaklardır. Bu barınak için devrilmiş bir ağaç gövdesi gereklidir.

Kar Barınakları

Kar kalınlığının yüksek olduğu ağaçlıklı dağ tepelerinde yapabileceğimiz bu barınaklar, yolunu kaybetmiş doğa gezginleri, kayakçılar ve dağcılar için uygundur. Önemli olan geceyi veya fırtınayı atlatmak ve hayatta kalmaktır. Bu amaçla rüzgarın az olduğu bir noktada 1.5-2 m derinlikteki karı ağacın gövdesinden 1 metre yarıçaplı ve içinde oturduğumuzda rüzgardan etkilenmeyecek derinlikte kazarız. Kazmayı kayaklar, ağaç dalları, hedik gibi malzemelerle yapabiliriz. Bu işlemi minimum kıyafetle ve terlemeden, dinlenerek yapmalıyız. Çukurun üzeri kayaklar, ağaç dalları ve kar blokları ile örtülür. Gerekirse gövdeden uzakta minik bir ateş yakılabilir. Bu çukur da yere koyacağımız dallar üzerine oturulmalıdır.

Kar iyi bir yalıtkandır. Dağlarda mahsur kalan birçok dağcı hayatını kar mağaraları sayesinde kurtarmıştır. Hiçbir zaman kuvvetli bir tipide yolu bulmaya çalışarak ve enerjinizi sonuna kadar tüketerek mücadele etmeyiniz. Doğru yapacağınız bir kar barınağı, fırtına geçene kadar beklemenizi ve ısınızı korumanızı sağlıyacaktır. Amaç hayatta kalmak olmalıdır. Dikkat edilecek husus çok kuytu bir yere bu barınağın yapılmamasıdır. Yoğun kar bu noktalarda birikeceğinden, yaptığınız kar barınağının hava deliklerinin tıkanmasına ve havasız kalmanıza neden olacaktır. Rüzgar alan ve yeterli kar olan bir noktada bu barınağı inşa edin. Barınağınız yüksek yamaçların ve tepelerin dibinde çığ tehdidine açık alanlarda kurulmamalıdır. Kar barınağınızı 2-3 metre kalınlığındaki kar yığını kayak, hedik, yemek tabağı, kürek, ağaç dalı ile mağara şeklinde kazarak yapabilirsiniz. Kar barınağınızın iç ısısını, girişte yapacağınız bir delik ve üstte açacağınız ikinci bir havalandırma deliği vasıtası ile ayarlamanız gerekmektedir. İç ısı duvarların terleme yapıp damlamayacağı ve gevşeyip çökmeyeceği derecede olmalıdır. Bu barınağı karda kazarken soyunmak ve en ince giysi ile çalışmak gereklidir. Kazı terlemeden yapılmalıdır. Düşük olan ısı derecelerinde terlemek ve bu terle oturmak çok tehlikelidir. Bu barınak geçici süre için yapıldığından tehlike geçene kadar barınakta yatmamak, yere uzanmamak gerekir. Amaç ısı kaybetmemek olmalıdır. Barınağın zeminine konan dallar zemin ile ısı alışverişimizi nispeten azaltacaktır. Bu dallar üzerinde oturmak gereklidir.

 

DOĞADA YÖN BULMA YÖNTEMLERİ

Dünya üzerinde bulunduğumuz yeri harita ve aletler kullanarak belirliyebiliriz. Bulunduğumuz noktadan diğer bir noktaya giderken, yürüdüğümüz yönü rota olarak adlandırırız. İki nokta arasında birçok engel, tepe, orman, göl ve nehir yer alabilir. Önemli olan bir yerden diğerine giderken, saydığımız bu engelleri aşmada rota dediğimiz yönümüzü kaybetmememizdir. Yapılan araştırmalarda bir kişi bilmediği bir arazide hareket ediyorsa bir müddet sonra yön duygusunu kaybettiği görülmektedir. Yürüyüş sırasında, yaşamlarında sağ ayağını daha kuvvetli kullanan insanların, sola göre daha uzun adım attıkları görülmektedir. Bu nedenle düz bir doğru üzerinde yürüdüklerini zanneden kişilerin rotalarından sola doğru saptıkları ve zaman içinde sola doğru çok geniş bir yay çizdikleri görülmektedir. Sonuçta umdukları yere ulaşamadıkları gibi, nerede olduklarını bilememektedirler. Son yıllarda ülkemizde doğada etkinlik gösteren kişilerin sayısı artmıştır. Bu sayı artışı beraberinde kazaları ve kaybolma olaylarını getirmektedir. Yön saptama çok kesin ve net bir hadisedir. Doğada yürüyen bir kişi net olarak nerede olduğunu bilmeli veya kaybolduğunu kabul etmelidir.

Pusula ve şimdi öğreneceğimiz yöntemlerle yer yüzeyinde ancak yön saptaması yapılabilir. Yani ancak istenen rotada yürümek mümkün olabilir. Yer yüzü üzerinde nerede olduğumuz sorusunun cevabı farklı aletler gerektirir. Bu aletlerden elde ettiğimiz sonuç ile enlem ve boylamımızı derece, dakika ve saniye cinsinden öğrenebiliriz. Bu bilgi ancak bir haritaya aktarıldıktan sonra o anki haritadaki yerimizi bilebiliriz. Sonuç olarak doğada yönümüzü belirlemeden önce kabaca nerede olduğumuzu bilmek zorundayız. Ancak bundan sonra nereye gideceğimizi düşünüp sonra yönümüzümü saptamalıyız.

Yön Saptama Yöntemleri

Pusula Yardımı İle

Yönümüzü en kolay pusula yardımı ile saptayabiliriz. Pusula ibresinin koyu renkli ucu manyetik kuzeyi gösterir. Kuzeyin nerede olduğunu belirledikten sonra, hangi yöne gidecek isek o yönde yer alan bir cismi (ağaç, iri kayalar vb.)hedef alıp oraya kadar gitmek ve o noktada, gitmek istediğimiz yönde yeni bir cisim saptamak gerekir. Bu yöntemle mümkün olduğu kadar düz bir çizgide yol alınabilir.

Doğada gidilecek yön için belirli cisim ve işaretleri hedef alıp yürüyün.

Kutup Yıldızı İle

Dünyamızın kutup noktalarından geçen hayali eksen çizgisi kutup yıldızının çok yakınından geçmektedir. Bu nedenle gecele yıldızlar ve gezegenler hareket halindeyken (dünyanın kendi etrafında dönüşünden dolayı)kutup yıldızı sabit kalır. Doğada herhangi bir yıldızı hedef alıp yürürseniz, yıldızın hareketinden dolayı düz bir çizgide yürüyemezsiniz.

Bu nedenle gökyüzünde yanlızca kutup yıldızını bularak onun kuzeyi gösterdiğini bilerek, amaçladığınız yönde yürüyebilirsiniz. Kutup yıldızını bulmak için belirgin bazı yıldız guruplarını bilmek zorundasınız. (Bu bilgiler kuzey yarım küresinde geçerlidir)

Büyük Ayı yıldız gurubu 7 yıldızdan oluşur. Görünümü eğik duran kahve cezvesine benzer. Sapın karşısında yer alan kenarın uzunluğunu 5 le çarptığımızda ve kenar yönünde kutup yıldızını buluruz. Kutup yıldızını doğru bulduğumuzdan emin olmak için yan yatmış ve beş yıldızdan oluşan bir W harfine benzeyen Cassiopeia yıldız gurubunu kullanırız. Büyük W nun ortasındaki yıldız, kutup yıldızı doğrultusundadır.

Güneş İle Yön Bulma

Parlak güneşli bir günde bir sopa ve gölgesi yardımı ile yön tayini yapılabilir. Sopanın gölgesi işaretlenir. Bir süre sonra yer değiştiren gölge ucu tekrar işaretlenir. Bu iki işareti birleştiren çizgi dik doğru S – N eksenidir. Birinci işareti sola ve ikinci işareti sağınıza aldığınızda yüzünüz kuzeye bakmaktadır.

Saat Yardımı İle Yön Tayini

Güneşli bir günde bileğimizdeki saat yardımı ile yön tayin edebiliriz. Saatin akrebi güneşe döndürülür. Saatin 12 rakamı ile akrebin oluşturduğu açının açı ortayı Güney-Kuzey Hattıdır. Güneş tarafı güney yönüdür.